HABERLER

Resim


Forum tekrardan kullanıma açılmıştır. Özel mesajlaşma kapatılmıştır. Koleksiyon konusu haricinde, şahsi yorumlar içeren mesajlar, kimin haklı olup olmadığına bakılmaksızın DERHAL SİLİNECEKTİR ! Foruma gönderilen her mesaj anında kontrol edilememektedir. Silinmesini istediğiniz, sizce uygun olmayan mesajları yöneticiye bildirmek için her mesajın üstünde, sağ tarafta bulunan DİKKAT işaretini tıklamanız yeterlidir.

Anadolu Nümismatik Forumu, Osmanlı Nümismatik tarafından idare edilmektedir. Ana web adresimiz http://www.osmanliparalari.com 'dur

Başımızın taçları…başlıklarımız.

:!: :!: :!: SİYASİ İÇERİKLİ, PROVOKATİF veya BİR ÜYE İLE İLGİLİ DOĞRUDAN HEDEF ALICI MESAJLAR ANINDA SİLİNECEKTİR. BU ŞEKİLDE MESAJ GÖNDERENLERİN ÜYELİĞİ İPTAL EDİLECEKTİR. :!: :!: :!:
Forum kuralları
:!: :!: :!: SİYASİ İÇERİKLİ, PROVOKATİF veya BİR ÜYE İLE İLGİLİ DOĞRUDAN HEDEF ALICI MESAJLAR ANINDA SİLİNECEKTİR. BU ŞEKİLDE MESAJ GÖNDERENLERİN ÜYELİĞİ İPTAL EDİLECEKTİR. :!: :!: :!:

Başımızın taçları…başlıklarımız.

Mesajgönderen zolata » Prş Şub 19, 2009 10:18 pm

Geçmişten bugüne insanımız çeşit çeşit başlık kullanmış,alıştığı ve sahiplendiği başlıklarını da kolay kolay terk edememiştir.
Divan-ı Lügatı Türk’te bahsi geçen "sukarlaç", "kızıklıg", "kuturma" ve "kıymaç’’ adlı başlıklardan ‘’börk’’ denen çeşitlerine kadar zengin bir başlık kültürümüz oluşmuş.
Yeniçeri askerinin de kullandığı ‘’börk’’ ,’’üsküf’’ adıyla da anılmış,bununla birlikte keçe külah da günlük kullanımlarda yerini almıştır.
Osmanlı tolumunda başlık kişinin toplumsal yerini ve hatta işini de gösterir bir özelliktedir.
"kallavi", "mücevveze", "horasani", ‘’selimi", "yusufi", "örf", "kâtibi", "molla kavuğu" ve "tac" gibi isimlerle adlandırılan kavuk çeşitleri, hiçbir zaman sarıksız giyilmez, üzerine mutlaka kırmızı, siyah, beyaz ve yeşil renklerde sarık sarılırdı.
Ancak bunların içinde bekli de halkı en çok etkileyen ve rağbet gören başlık belki de ‘’fes’’tir diyebiliriz.
16.yy da Cezayirli gemicilerle topluma merhaba diyen fes,II.Mahmut’un 1832’de bir genelge yayımlayarak tüm ordu mensuplarının fes giymelerini zorunlu kılmasyla yerini iyice sağlamlaştırır.
* II.Mahmut’un , Akdeniz Seferi dönüşünde (1827) Kaptanı Derya Koca Hüsrev Paşa'nın kalyoncu askerine giydirdiği fesleri görüp beğendiği de belirtiliyor.
Ve hemen devamında Tunus’a elli bin adet fes siparişi verilir.Ancak ihtiyacı karşılamadığı için Fransa’dan da fes ithal edilir.
İhtiyacın artmasıyla İzmit’te ‘’dinkhane’’ kurululur.Dinkhanede 1833 yılında dövme keçe yöntemiyle fesler yapılmaya başlanır.Ama asıl 1835’te İstanbul’un Kadırga semtinde Hazine-i Hassa’ya bağlı bir fes yapım atölyesi daha açılır ki ‘’feshane’’ böylelikle adını duyurur.
Adını duyurur deyince kime karşı sorusu akla gelebilir,ilginç bir rekabet var o dönemde buna fes rekabeti de denilebilir.Fransız,Avusturya ve Tunus feslerine karşı kaliteli ‘’feshane’’ fesi…
Burada günümüz gazetelerindeki alıştığımız rekabet reklamlarının belki de ilk örnekleri karşımıza çıkıyor Takvim’i Vekayi gazetesine feshane bir ilan vererek
Reklamını yapıyor.İlanı veren Feshane Nâzırı Ömer Lütfü Efendi .
İlan uzun,başlangıcı ise şöyle:
“...Feshane-i Ämire’de imal kılınan feslerin renk ve kumaş ve biçimleri Tunus fesinden a‘la ve cünud-ı muntazama-i şâhâne idare olunduktan sonra Dersaadet sekenesine ve Rumeli ve Anadolu ahalisine kifayet ederek bundan böyle biçim ve kumaşı uygunsuz ve bahası ziyade olan Tunus fesine ve iki-üç ayda falşup işe yaramayan sâ’ir feslere ihtiyaç kalmayacağı zâhir ve hüveyda olduğuna bi-nâ’en ba‘d-ez-in lüzumu kadar dükkanlar küşad olunmak üzre şimdilik Yeni Cami-i Şerif avlusunda müceddeden bir bab dükkan inşasıyla taraf-ı eşref-i hazret-i hilâ-fet-penahiye isticlâb-ı de‘avât-ı hayriye niyet-i hâlisesiyle kebir fesin güzîdesi alt-mış ve evsatı elliüç ve aşağı cinsi kırkbeş ğuruş baha ile füruhtuna mübâşeret ve iç fesi ve zenne fesinin dahi büyügü ve küçügü imaline dahi şüru‘ ve mübâderet olu-narak…’’
*Bazı esnafın adi Tunus feslerine ‘’feshane’’ damgası vurup sattığı da belirtiliyor.
Demek ki yabancı malların Türk mallarına verdiği ziyanlar ta o zamanlardan başlıyor.Günümüzde ki Çin malları gibi.
Burada bayanları da unutmamak lazım elbette. Osmanlı kadınları da özellikle 20.yy başlarında Paris’ten ithal edilmiş son moda kıyafetleri giymeye başlamışlardı. Terziler, Pera mağazalarında Avrupai kıyafet satıyor,Avrupa modaları, kumaşları baynların gözdesi olmuştu.
Kadın başlıkları da aslında değişiklik göstermiş, döneme ve modaya göre birçok başlık çeşidi kullanılmıştır. Kadınlar fes giydikleri dönemde
fesi , yemeni, yazma, tülbent, krep gibi örtülerle süslemişlerdir. Öteki kadın başlıkları arasında tepelik, tas, tac gibi fazla yaygın olmayan ya da özel günlerde giyilenler de vardır. Tanzimat'tan sonra yaygınlık kazanan hotoz da, saç ya da yardımcı kumaşlar ve takılar kullanılarak giyilen bir kadın başlığıydı.

Son olarak feshane'nin 1836 ve 1865'te ki fes fiyatları da ilginç gelebilir,
1. kalite fes: 60 kuruş, 2. kalite fes: 53 kuruş, 3. kalite fes: 45kuruş
1865'teki Fes Fiyatları: 1. kalite fes: 30 kuruş, 2. kalite fes: 25 kuruş,
3. kalite fes: 20 kuruş’a indirilmiştir. Ayrıca 4. kalite fes te üretilerek 15 ku-ruştan satışa sunulmuştur (Takvîm-i Vekâyi: 24 Receb 1282 / 13 Aralık 1865).

Konuyla ilgili:

*Tahir Gürsoy, "Dünden Bugüne Giyim Kültürü ve Moda.İstanbul
Temel Britannica,Büyük Larousse
İsmail Cem, Türkiye’de Geri Kalmışlığın Tarihi, Cem Yayınları, İstanbul 1973
Enver Ziya KARAL Osmanlı Tarihi, İslahat Fermanı Devri, VI, TTK, Ankara
Doç. Dr. Hamza ÇAKIR,Türkçe Basında Marka
*ilyas Çamlı*
zolata
(ÇA) Koleksiyoner
(ÇA) Koleksiyoner
 
Mesajlar: 378
Kayıt: Cum Ağu 11, 2006 3:24 am
Konum: KOCAELİ-BOLU

Dön Tarih İle İlgili Konular

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron