HABERLER

Resim


Forum tekrardan kullanıma açılmıştır. Özel mesajlaşma kapatılmıştır. Koleksiyon konusu haricinde, şahsi yorumlar içeren mesajlar, kimin haklı olup olmadığına bakılmaksızın DERHAL SİLİNECEKTİR ! Foruma gönderilen her mesaj anında kontrol edilememektedir. Silinmesini istediğiniz, sizce uygun olmayan mesajları yöneticiye bildirmek için her mesajın üstünde, sağ tarafta bulunan DİKKAT işaretini tıklamanız yeterlidir.

Anadolu Nümismatik Forumu, Osmanlı Nümismatik tarafından idare edilmektedir. Ana web adresimiz http://www.osmanliparalari.com 'dur

SAÇIMIZ SAKALIMIZ....

:!: :!: :!: SİYASİ İÇERİKLİ, PROVOKATİF veya BİR ÜYE İLE İLGİLİ DOĞRUDAN HEDEF ALICI MESAJLAR ANINDA SİLİNECEKTİR. BU ŞEKİLDE MESAJ GÖNDERENLERİN ÜYELİĞİ İPTAL EDİLECEKTİR. :!: :!: :!:
Forum kuralları
:!: :!: :!: SİYASİ İÇERİKLİ, PROVOKATİF veya BİR ÜYE İLE İLGİLİ DOĞRUDAN HEDEF ALICI MESAJLAR ANINDA SİLİNECEKTİR. BU ŞEKİLDE MESAJ GÖNDERENLERİN ÜYELİĞİ İPTAL EDİLECEKTİR. :!: :!: :!:

SAÇIMIZ SAKALIMIZ....

Mesajgönderen zolata » Pzt Mar 02, 2009 11:21 pm

Geçmişten bugüne saçımızı sakalımızı uzatmışız,kısaltmışız taramışız vs.
Belli dönemlerde uzun saçlı olmak önemli olmuş.Hunlar,Göktürk ve Uygurlar gibi eski Türklerde erkekler de kadınlar gibi saçlarını uzattığı, tek veya çift örgüyle ördüğü belirtilmekte. Göktürk ve Uygurlara ait eşyalarda, heykellerde, minyatürlerde bu saç tipi de görülmektedir.
Örgülü saç tipi Selçuklu erkeklerince de Anadolu’da sürdürülmüştür.Erkeklerin örgülü saçlarına “yülidi”, kadınlarınkine ise”örgüç” denilmiştir.Yine kadınlar erkeklerden farklı olarak başlarını keçi kılından ,ek takma zülüf ile kabarttıkları bilinmekte.( Mehmet Özel-Folklorik Türk Kıyafetleri –-Türkiye Güzel Sanatları Geliştirme Yayınları)
Kaşgarlı Mahmut’ta dönem insanının saç şekillerinden örnekler vermiş.’’ art saç=arka saç’’ “ıdhınçu saç= erkeğin sonradan bırakılan saçı” “tok er”= başında saç olmayan kimse vb.(Besim Atalay-Divan’ı Lügat’it Türk Tercümesi-TDK)
Selçuklular döneminde de erkeklerde uzun saç adetinin devam ettiği belirtiliyor. Selçuklu zamanında. saçlarını omuzlarına salıveren yada başlarını kazıtıp sadece bir perçem bırakan erkeklerden söz ediliyor.Buradan iki tip saçın mevcut olduğu da çıkarılabilir.Erkeklerin bıyıklı olduklarından ancak sakaldan bahsedilmemektedir (Mehmet Altay Köymen, Alp Arslan Zamanı Türk Giyim-Kuşamı, Selçuklu Araştırmaları Dergisi,III )
Selçuklular döneminden sonra ise uzun saç alışkanlığının yavaş yavaş azaldığı görülmekte.
Tabi saç ve sakaldan bahsedip de berberlerle ilgili verilen bilgileri incelememek olmaz.

16.YY İLE BİRLİKTE

16.yy ile birlikte İstanbul’da kahve kültürünün yaygınlaşmaya başlamasıyla birlikte bu mekanlarda çeşitli sosyal alışverişler ortaya çıkıyor. .Berberler de kahvehanelerin bir köşesinde yerlerini almışlar.O dönemlerde kahvecilerin aynı zamanda becerikli berber ve dişçi olduğu da yabancı seyyahlarca anlatılmış.
IV.Murat döneminde kahvehanelerin yasaklanmasıyla berberler sokaklarda seyyar olarak iş yapmaya başlıyorlar.Berberler aynı zamanda kendi bildikleri gibi kıyafet giyemiyorlar.Belirlenmiş kıyafetleri var.
Örneğin berber kalfaları yaz ve kış yalın ayak nalınla çalışmak zorunda,traş olacak kişi berberin dizine başını yaslar ve önce sağ tarafı sonra da sol tarafı (yüzü)traş edilir.( Reşat Ekrem Koçu- Türk Giyim Kuşam Ve Süslenme Sözlüğü)
Elbette Evliya Çelebi ‘de bu konuyla ilgili bilgiler vermiş.Çelebi,berberleri sünnetçi berberleri ve piyade berber esnafı (ayak berberleri) olarak iki sınıfa ayırmıştır
Ayak berberlerinin dükkanları yoktu ve sokaklarda iskelelerde, meydanlarda çocukları, ırgatları, arabacıları, kayıkçıları, hamalları traş ederlerdi.Yine, R.E Koçu, bu ayak berberlerinin sık sık belediye çavuşlarına yakalanıp sopa yediklerinden bahsediyor.

MODERNLEŞME
Avrupa tarzında dükkanlar I.Abdülhamid zamanında açılıyor. Bu dükkanlarda “perukar” ismini kullanıyorlar... Berberler, peştamal yerine beyaz patiskadan iş gömlekleri giymeye başladılar. Sabun leğende el ile köpürtülüp, sakalı yumuşatmak yerine sabun tasları ve tıraş fırçaları kullanılmaya başlandı. Çıraklar ayaklarından nalını, takunyayı çıkarıp, çorap, ayakkabı ve beyaz gömlek giymeye başladılar.Makas ve usturaya saç makinaları da ilave edildi. Müşteri peykere oturtulup traş edilirken, baş yastıklı berber koltukları kullanılmaya başlandı (R.E.KOÇU)

İBRİŞİM BERBERLERİ:
Reşat Ekrem Koçu şöyle bilgi veriyor: ‘’İstanbul’da birde “İbrişim berberleri” vardı. Bunlar sakal düzeltirken kenar kılları, iki kaş arasındaki kılları , kulak kıllarını ve kaşın şeklini bozan kılları makas ve usturakullanmayarak ibrişim telleri ile alan berberlerdi.
Ustura tıraşını bir nevi erkeklik simgesi olarak görenler, ibrişim tıraşını tıraştan saymazlar ve ibrişim tıraşına “yolunma”, böyle tıraş olanlara da “yoluk” diye aşağılarlardı ‘’

VE SARAY…
Sarayda berberlik çok çok önemli bir görevdi.Öncleri bu iş ,seçilen zülüflü ağalar tarafından yapılmaktaydı.

PADİŞAHIN SAÇI SAKALI NE OLUYOR?
Berberbaşı padişahı traş ettikten sonra onun saç ve sakalları atmaz, gümüş bir leğende yıkar,kurutur, kokular serperek bir kutuda biriktirirdi. Her yıl Surre alayı ile birlikte Medine’ye gönderilen bu kutunun içindekiler Hz.Muhammed’in türbesi yakınlarında uygun bir yere gömülürdü.berberbaşı ayrıca şehzadelerin ilk tıraşlarını da yapar, bu hizmeti yerine getirdikten sonra durumu sadrazama bildirerek armağanlar alırdı(Dr. Erhan Afyoncu- http://www.tumgazeteler.com/?a=1732679)

BIYIK MODELLERİMİZ.
Sünnet kabul edilen bıyık: Kibar tabaka hemen bütün memurlar, efendiden kişiler uçları dudak kenarını geçmeyen kararırınca bıyık
Karanfil bıyık: Karanfil bıyık için bıyık kıllarının kıvırcık olması gerekirdi,katip ve şair bıyıgı.

Gaytan bıyık: Alttan azıcık kırpılır, üstten derinden alınır, uçları da ağız kenarlarından aşağı doğru azıcık sarkardı. Esnaftan gelişmiş gençler ve ayak takımının bıyığı .

Pala bıyık: Alt dudak kenarı kırpılır, üst kıllar haliyle bırakılır ve alabildiğine uzatılırdı; gür kılar iyice burulur, uçları burularak sivriltilir, burun hattına ters vaziyette, yüz çevresinden, yanaklardan en az dört-beş parmak dışarı çıkardı. Yaşı en az otuzu bulmuş, kabadayı, zorba ve yeniçeri bıyığı idi.

YasdıkBıyık:Yeniçerilerde çorbacı ağalardan itibaren bütün yüksek rütbeli yeniçeri zabitlerinin kullandığı bıyık şeklidir.Bir nevi pala bıyık olup, sakal tıraş edilirken bıyık altına rastlayan sakal kılları kesilmez,uzatılır, bu sakal kıları bıyık kıları ile karışır, bıyığa yasdık olan o sakal kıllarının ucu da bıyık kılları ile beraber burulur, sivriltirdi

Pırasa Bıyık: Uzun, gür ve iki yandan yanaklar dışına taşmış, uçları bükülmeyerek püskül püskül bırakılan bıyıktır. (Bilgiler,R.E. Koçu.)
*ilyas Çamlı*
zolata
(ÇA) Koleksiyoner
(ÇA) Koleksiyoner
 
Mesajlar: 378
Kayıt: Cum Ağu 11, 2006 3:24 am
Konum: KOCAELİ-BOLU

Re: SAÇIMIZ SAKALIMIZ....

Mesajgönderen meliksah25 » Pzt Mar 02, 2009 11:51 pm

Paylaşımınız için teşekkür ederim...
Padişahlar içindede En heybetli bıyık Yavuz Sultan Selim'e ait Bence :think:
Resim
Saygılarımla...
Hak etmediğini yemek Aslan'a ar,Çakal'a iftihardır.
meliksah25
(ÇT) Koleksiyoner
(ÇT) Koleksiyoner
 
Mesajlar: 156
Kayıt: Cmt Ara 13, 2008 3:12 pm

Re: SAÇIMIZ SAKALIMIZ....

Mesajgönderen ankh » Sal Mar 03, 2009 8:59 am

ankh
resmi koleksiyoner
resmi koleksiyoner
 
Mesajlar: 1856
Kayıt: Prş Şub 10, 2005 11:35 am


Dön Tarih İle İlgili Konular

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir

cron