HABERLER

Resim


Forum tekrardan kullanıma açılmıştır. Özel mesajlaşma kapatılmıştır. Koleksiyon konusu haricinde, şahsi yorumlar içeren mesajlar, kimin haklı olup olmadığına bakılmaksızın DERHAL SİLİNECEKTİR ! Foruma gönderilen her mesaj anında kontrol edilememektedir. Silinmesini istediğiniz, sizce uygun olmayan mesajları yöneticiye bildirmek için her mesajın üstünde, sağ tarafta bulunan DİKKAT işaretini tıklamanız yeterlidir.

Anadolu Nümismatik Forumu, Osmanlı Nümismatik tarafından idare edilmektedir. Ana web adresimiz http://www.osmanliparalari.com 'dur

inanılır gibi değil...

Osman Gazi'den II.Mahmud'a kadar olan padişahların paraları ile ilgili mesajlar buraya.
Forum kuralları
  • 2863 Sayılı Kanuna göre, son 6 padişah öncesindeki paraların bulundurulması özel izine bağlıdır. Koleksiyonerlik belgesi olmayanların bu kanun kapsamına giren paraları alması/satması yasaktır.
  • :!: "Bu nedir" türünde sorularda mutlaka paranın ölçülerini ağırlığını yazın :!:

Mesajgönderen kaanuslu » Sal Eyl 18, 2007 7:47 pm

Aslıdan bu gelenekleri terk etmedik. Bugün Türkiye Cumhuriyetinde çalışan pek çok kurumun temelleri Osmanlı döneminde atılmıştır. Son 20-30 yıla kadar bahsettiğimiz tarzda camimsi şeyler var mıydı ? Kusura bakmayın bugün yapılanlara cami diyemiyorum, cami görmek isteyen Sultan Ahmet tarafına doğru baksın. Din tacirileri her şeyi olduğu gibi bunu da sömürü aleti yapmayı başardılar.
kaanuslu
Admin
Admin
 
Mesajlar: 1589
Kayıt: Pzt Oca 31, 2005 7:29 pm
Konum: İstanbul

Mesajgönderen msozer » Sal Eyl 18, 2007 8:05 pm

bazı konularda bazı hassasiyetler olduğu doğrudur.bu hassasiyetler sahiplenmekten ve koruyucu hislere sahip olmaktan gelen hassasiyetlerdir.belirli bilgiye dayanıp dayanmaması önemli değil hatta bu hassasiyetler yanlış temellerede dayanıyor olabilir.hassas insanların hassasiyetlerini yadırgamak yerine sakin bir şekilde ve belirli hadis-ayet-fetva gibi kurumlarla destekleyerek doğruyu buldurmak gereklidir.emin olunuzki eğer bu hassasiyetler olmasa birçok şeyin daha yanlış gelişeceği kanaatindeyim.önemli olan hassasiyetlerin hiç olmaması değil doğruya yönlendirilebiliyor olması önemlidir.her kurumda yanlışı olan insanlar olması muhtemel bu yanlışı olan insanlar o kurumun tamamını karalanır hale getirmiyorsa dini hassasiyetleri daha fazla olanlar genel olarak din taciri olmazlar.çünkü bu işin ticareti olmadığı gibi amaç bilinenin başkalarına anlatılmasından başka bir şey değildir.

camiler eğer ihtiyaç var ise yapılmalıdır ve belirli mimari koşullarda ve görsel güzelliklerde olmalıdır buna katılırım.zaten camiyi toplumun düşüncelerinden çıkartmak tam anlamiyle iyi sonuçları olmayacağı için camileri daha yaşanır ve gidilir yerler haline getirmek gereklidir.ben buna inanıyorum ve şöyle düşünüyorum;eğer camiye diden sayısı fazla ise yeni camiye ihtiyaç duyulabilir fakat camiye giden az ise camilerin fazlalığı tartışılabilir.şöyle düşünmek lazımki her kes camiye gitmeye kalksa camilerin hiç birisi yeterli gelmeyecektir.bu durumda camilerin fazla olması tartışılıyorsa bilinizki o camiyi kullanan sayısı azdır.esas neden budur.mesele camilerin yetmesi veya yetmemesi değil giden sayısının fazlamı azmı olduğu tartışma konusudur.

hassasiyetlere saygı duyulmalı ve yanlışsa doğrusu anlatılmalıdır son sözüm.çünkü senin hassasiyetin başkasına,başkasının hassasiyeti sana ters gelebilir.önemli olan saygı ve anlayış sınırlarıdır.
msozer
 

Mesajgönderen Sancak17TR » Sal Eyl 18, 2007 8:25 pm

Dinimize onem verenlerin sayisi giderek azalmakta. Nedenleri cok fazla. Ama en basta rahatimiza duskun olmamiz yer aliyor bence. Bunun yaninda dis etkenler yer alabilir. Ornegin televizyon gibi. Dinimize bakis acimizi olumsuz yonde etkileyebilecek etkenleri gorebilmek, oldukca zor olmaya basladi.
Etkenleri konusmaya devam edebilirim, fakat konu disina cikmis olurum. Fakat bu konuyu, camii yapimina baglamak istedim. Dinimizle ilgilenen giderek azaldigi icin, haliyle camiilerimizi ziyaret edenlerin sayisi da azaliyor. Gectigimiz yaz, bir cuma namazina gittigimde, soyle bir baktim iceriye girenlere. % 80-90'i yasliydi: korkunc birsey! Tabii camii den camiiye de fark eder, ama ben orada gordugumu anlatiyorum. Ve dusundum: 20 sene sonra camiilerimizi kimler ziyaret edecek?
Eger bu sekilde devam ederse, camiilere gidenler azalacak. En sonunda bombos kalacak.
Ihtiyaca gore yapilsin camiiler... bende bu sekilde dusunuyorum, fakat bazen bu dusuncemden soguyorum. "Dogru duzgun gidenimiz yok, ilerde de bombos kalabilir, birakin minareler bari ayakta dursun" diyorum. "Baktigimiz zaman bari aklimiza gelsin dinimiz" diyorum... :wall:

Acaba yanlis mi dusunuyorum?
Resim
Sancak17TR
(Çil) Koleksiyoner
(Çil) Koleksiyoner
 
Mesajlar: 690
Kayıt: Cmt Kas 04, 2006 9:03 pm
Konum: Rotterdam & Canakkale

Mesajgönderen msozer » Sal Eyl 18, 2007 9:05 pm

dinden uzaklaşanları veya yakınlaşanları sadece camiye bakarak değerlendirirsek yanılırız.çünkü dinini yaşamak isteyen fakat her vakit camiye gidemeyenlerde var.mesai saatlerinde insanlar koşuşturmaca içerisinde olduğundan namazını kılmak isteyen bulunduğu yerdede kılabilir,otobüstede kılınabilir,rahatsız olan kalkamıyorsa yatarak bile kılabilir.yaşlı genç kavramı kişiden kişiye değişiyor ayrıca ben yolda gidenlerin %70-80'ini genç görmeye başladım artık.evet camiler yaşamalıdır ve yaşanılan mekanlar olmalıdır.merak etmeyiniz bu günde 20 sene sonrada camiye gidecek olacaktır.
msozer
 

camilerimiz

Mesajgönderen znumismat » Çrş Eyl 19, 2007 1:12 am

camilerimizi ziyaret benim gözlemlediğim kadar eskisinden daha çok, bulunduğum yerin nüfus yoğunluğundan da olabilir fakat şunuda gördüm genç nüfus oldukça fazla çocukluğumda babam elimden tutup cumaya götürdüğünde etrafıma baktığımda benden başka çocuk yok gibiydi şimdi okul giysileriyle yanlarında çantalarıyla ilköğretim talebelerini görüyorum tabii gururlanıyorum.çocukluğumdaki bayram namazları gibi cuma namazında cemaat toplanıyor.camilerimizin mimari yapısına gelince güzelim binalara klima takmaya başladılar motorlarını dış duvara monte ediyorlar, eskiden klimamı vardı camiye erkenden gidip içerde yer bulmaya bakardık çünkü osmanlı mimarisiyle yapıldığından caminin içi yazın serin kışın sıcak olurdu. geçen ay memleketim denizlideydim hoca vaazdan sonra yapılmakta olan bir camiye yardım toplamak için camiden bahsetti selçuklu mimarisiyle yapılıyor, hatta proje ödül falan almış pekdemir AVM karşısındaymış fakat görmek nasip olmadı inşaallah birdaha ki gidişimde mukakkak ziyaret etmek istiyorum.
znumismat
(ÇT) Koleksiyoner
(ÇT) Koleksiyoner
 
Mesajlar: 288
Kayıt: Pzr Haz 10, 2007 11:18 pm

Mesajgönderen ganzilis » Çrş Eyl 19, 2007 3:21 am

Bayrak mevzuundan iş Camiiye geldi.Hem mübarek Ramazan ayınızı kutlayayım hem ben de görüşlerimi yazayım istedim.
Bayrak benim için de çok şey ifade ediyor (tabii sadece ay yıldızlı olanı,
bize ait olanı !)
Çocukluğumda Trabzon meydanında bayram törenlerinde bayrağı ben taşırdım,tüylerim diken diken olurdu... tıpkı tanınmış işadamlarımızı fener hainiyle Trabzona getiren o barış gemisindeki ze(rze)vatın limanda ayyıldızlı bayraklarla donanmış halk tarafından iskeleye indirilmeyişini
hatırladıkça olduğu gibi...Magosada o köpeğin al bayrağı indirmeye kalktığında rahmete (aslında zahmete) gittiği andaki gibi...Eyüp Sultan Hazretlerinin kokusunu aldığım Gelibolu bayırlarında hissettiklerim gibi...
Hepimiz Ermeniyiz diye çığlıklar atanların arasında bir tek Türk bayrağı olmadığını hatırladığımda hissettiklerim gibi ,Dipkarpazdaki Apostolos Andreas manastırının giriş kapısının üzerindeki Bizans kartalının beyaz geniş lambayla kapatıldığını farkettiğimde sorduğum soruya papazdan aldığım o müstehzi ifadedeye hislerim gibi...Suyu çıksın arkadaşlar,suyunu çıkartalım,bize ait bayrakları dikmek bu milletin bir tek ferdine o bayrağın bir bez parçası olmadığını hatırlatıyorsa o bayrak her yere dikilsin !
Allah bu millete ay yıldızlı bayrağın altında yaşamayı ve ölmeyi nasip etsin
,çok yıldızlı olanı isteyen de layık olduğu yere gitsin...

Osmanlı, artık sevmeyenlerinin de kabul ettiği bir realite,tanıdıkça seviyor,sevdikçe hayrete düşüyorum.Bazen kızıyorum,ama çokça hak veriyorum.
Osmanlı'da reayanın Türkle/ islam olanla eşit olduğu palavradır.En azından III.Selim'e kadar...Rütbesi,konumu ya da maddi durumu ne olursa olsun
at üzerinde yol alan bir gayrı müslimin karşısına bir Türk çıktığında
atından paşa paşa inmek zorunda olduğunu yanından ancak yürüyerek geçebildiğini sonra tekrar ata bindiğini çok iyi biliyorum.Her milletin giyindiği kıyafetten,kıyafetin rengine,Türkün çarığının renginin sarı olmak zorunluluğuna,diğerlerinin farklı tonlarda olduğuna,evlerin renginden ve yüksekliğinden sahibinin hangi milletin mensubu olduğuna kadar her şeyi düzenleyen devlet...sanır mısınız ki Kaan Uslu istedi ve/veya parasını verdi diye Kayserinin bağlarına 5 minareli camii yaptıracak,buna müsaade edecek...Murat Sözer hayrına Karamürsele çeşme yaptıracak,ben aş evi yaptıracağım ve müsaade edilecek...
Arkadaşımız yazmış ben de duydum yakın zamana kadar Istanbula tası tarağı toplayıp gelmek bile memnu imiş.Hatta Menderes dönemine kadar
bile Haydarpaşa garında yatak yorganla geleni gerisin geri yollarlarmış.
Adam hayır yapıyor,Ramazan paketi ,Allah rızası için kamyondan halkın üzerine atıyor,insanlar çaresiz,kameralar çalışıyor,hayır yapılıyor ya...
Bilmemne feneri derneği kamerayla eve giriyor,"bacım sana şunu da alacaz,rahat rahat yıkanacan,banyo yapacan,bundan sonra kiranı da Halıcı Mithat verecek"kadın utanmış,bir kenarda,"Allahım bir delik göster gireyim" der gibi...Osmanlıya benim hayranlığım sadaka taşlarındandı arkadaşlar,o para sahibinin üzerine bıraktığı ,el ayak çekilince kimseye
görünmeden sessizce gelenin sadece ihtiyacı kadarını aldığı o taşlardan ben Osmanlıya hayran oldum.Bu devletin ihtiyaç sahibine ihtiyaç duyduğunu okudum,16.asra kadar o taşların ihtiyaç sahibi kalmadığı için işlevini yitirdiğini okudum...
Hayatımıza Batı girdi ve Batılı olduk bir süre sonra,heves ettik,üretmekten vaz geçtik,yedirdiler verdiler sandık hep verecekler,bizi sevdiler sandık,
ta ki Duyun-u umumiye kurulana kadar,sonrasını biliyorsunuz...
Aç bırakılan millet,karnı doyurulunca boynuna tasma takıldığını fark etti,
sonra yine unuttu,yeniden prangalanmaya çalışılıyor.Batı derken biz sadece onların riyakarlığını gösteriş ve debdebesini,azgınlığını aldık...
Manayı da unuttuk,işte yapılan camiler...Tabii ki içine giren olmaz,
saçmalayan vaizler...Kim diyebilir şu eski camii gözüme batıyor diye...
Köylüleştik biz,estetiği unuttuk,camiiyi yapınca içi dolar sandık,dört duvar bir minareyle camii olur sandık...tıpkı otobüslere "hamileye,yaşlıya yer verin"diye yazmakla bu iş olurmuş gibi,
şimdilerde onu da yazmaz olduk...Filanca camiinden halı çalındığını duyunca hayret etik,şaşırdık...Büyüğe saygı anlayışını yıkan,ceremesini de çekecek elbet...
Bu satırlarda biraz ben de zıvanadan çıktım,bağışlayın,kesin kararımız var siyaset
yapmayacağız diye,bu işi bilenler yapsın,tıpkı olduğu gibi...
Bağışlayın,nerden nereye geldik...
Evvela biz öğrenelim doğrusunu,sonra dinini ve kendini bilen evlatlar yetiştirelim,
onların yapacağı camiilere de hayran olacağız,ay yıldızlı bayrağı üzerine diktikleri o sanayii tesislerine de...
En başa dönüyorum,konunun en başına...Ermeni paraları bölümünde Van...
Van'ı ziyaret eden arkadaşlar,Van kalesine çıktıktan sonra aşağıya şöyle bir baksınlar,toprağın altındaki belli belirsiz yıkıntılar arasında evleri sonra
minareleri fark edecekler...
İçlerinde bir parça Türklük şuuru,bir parça İslam ahlakı ve fazileti varsa,
bu milletin kalbinde nobel sahibi olmanın aslında çok daha kıymetli olduğunu öğrenecekler...bu benim son kararım...
(Kaan abi,aziz müdürüm,sevgili amirim bu arada sana bir camii yaptırmayı,sevgili Murat'a bir çeşme,bana bir aş evi yaptırmayı Mevlam nasip eylesin..Doktor Semih zaten hep hayırda...bizim de hayır dua kapımız hiç kapanmasın....Bursa'dan İsmail abi,karıncayı ilk gördüğümde ekranımın üzerinde sinek var sanmıştım,az kaldı bana bir monitör borçlanacaktın...Hollanda'daki canım kardeşim,
o bayrak kadar aziz ol,daha ne diyeyim,hepinize birer tane Mecid sene 23 20 para,Vahdettin sene 2 10 kuruş diliyorum,bayramınız şimdiden kutlu olsun) :evil:
ganzilis
resmi koleksiyoner
resmi koleksiyoner
 
Mesajlar: 182
Kayıt: Sal Tem 05, 2005 12:31 am
Konum: İstanbul

Mesajgönderen ankh » Çrş Eyl 19, 2007 8:43 am

Umarmıydın?


Görünmez âşinâ bir çehre olsun rehgüzârında;
Ne gurbettir çöken İslâm'a İslâm'ın diyârında?

Umar mıydın ki: Ma'betler, ibâdetler yetîm olsun?
Ezanlar arkasından ağlasın bir nesl-i me’yûsun?

Umar mıydın: Cemâ'at bekleyip durdukça minberler,
Dikilmiş dört direk görsün, serilmiş bir yığın mermer?

Umar mıydın: Tavanlar yerde yatsın, rahneden bîtâb?
Eşiklerden yosun bitsin, örümcek bağlasın mihrâb?

Umar mıydın: O, taş taş devrilen, bünyân-ı mersûsun,
Şu vîran kubbelerden böyle son feryâdı dem tutsun?



İşit: On dört asırlık bir cihânın inhidâmından,
Kopan ra'dın, ufuklar inliyor, hâlâ devâmından!

Civârın, manzarın, cevrin, muhîtin, her yerin mâtem;
Kulak ver: Çarpıyor bir mâtemin, kalbinde bin âlem!

Ne hüsrandır ki: Doldursun bugün tevhîdin enkâzı,
O, hâkinden nebîler fışkıran, iklîm-i feyyâzı!

Gezerken tavr-ı istîla alıp meydanda bin münker,
Şu milyonlarca îman "nehye kalkışsam" demez, ürker!

Ömürlerdir bir alçak zulme miskin inkıyâdından,
Silinmiş emr-i bi'l-ma'rûfun artık ismi yâdından.

Hayâ sıyrılmış, inmiş: Öyle yüzsüzlük ki her yerde...
Ne çirkin yüzler örtermiş meğer bir incecik perde!

Vefâ yok ahde hürmet hiç, emânet lâfz-ı bî-medlûl;
Yalan râic, hıyânet mültezem her yerde, hak meçhûl.

Yürekler merhametsiz, duygular süflî, emeller hâr;
Nazarlardan taşan ma'nâ ibâdullâhı istihkâr.

Beyinler ürperir, yâ Rab, ne korkunç inkılâb olmuş:
Ne din kalmış, ne îman, din harâb, îman türâb olmuş!

Mefâhir kaynasın gitsin de, vicdanlar kesilsin lâl...
Bu izmihlâl-i ahlâki yürürken, durmaz istiklâl!



Sen ey bîçâre dindaş, sanki, bizden hayr ümîd ettin;
Nihâyet, ye'se düştün, ağladın, ağlattın, inlettin.

Samîmî yaşlarında coştu rûhum, herc ü merc oldu;
Fakat, mâtem halâs etmez cehennemler saran yurdu.

Cemâ'at intibâh ister, uyanmaz gizli yaşlarla?
Çalışmak!.. Başka yol yok hem nasıl? Canlarla, başlarla.

Alınlar terlesin, derhal iner mev'ûd olan rahmet,
Nasıl hâsir kalır "tevfıki hakkettim" diyen millet?


İlâhî! Bir müeyyed bir kerim el yok mu, tutsun da,
Çıkarsın Şark'ı zulmetten, götürsün fecr-i maksûda?

Mehmet Akif ERSOY
ankh
resmi koleksiyoner
resmi koleksiyoner
 
Mesajlar: 1856
Kayıt: Prş Şub 10, 2005 11:35 am

Mesajgönderen msu » Çrş Eyl 19, 2007 9:34 am

Hem bizim hem de bütün Doğunun kurtuluş reçetesini İstiklal şairi ne güzel şöylemiş ta 1930'larda. Benliğinden vazgeçme ve çalışmayı asla terketme.
msu
(ÇT) Koleksiyoner
(ÇT) Koleksiyoner
 
Mesajlar: 237
Kayıt: Prş Ağu 03, 2006 5:30 pm

Mesajgönderen Sancak17TR » Çrş Eyl 19, 2007 3:36 pm

Oncelikle Fatih agabeyimin hos yazisina ve ankhe94’un siirine tesekkur ediyorum. Bu baslikta biraz konu disina cikmis olsakta, guzel bir yazi dizisi oldu.
dinden uzaklaşanları veya yakınlaşanları sadece camiye bakarak değerlendirirsek yanılırız.çünkü dinini yaşamak isteyen fakat her vakit camiye gidemeyenlerde var.

Tabii ki Murat abim... Konu camii ve bunun yapimi olunca, bende buna gore degerlendirdim. Sonucta bir kisinin dinine ne kadar yakin olup olmadigina baska turlu de bakabiliriz. Is, okul ve diger kosturmacalar olacak tabii. Zaten is/guc olunca, camiiye gitmeye kalkarsak bu devirde, isimiz gercekten zor. Hele hele cok yogunsaniz...
Ben yine de tekrarlayim: camii ve bunun yapimi oldugu icin, bu bakis acisinla yazdim mesajimi. Dini akila getirip dusunende ibadet ediyor... Ezan sesini duyunca, zevkle dinleyende... (ben duyamadigim icin, zamani gelince iftarda telefonumdan dinliyorum :wall: )

Saglicakla, Mahmut
Resim
Sancak17TR
(Çil) Koleksiyoner
(Çil) Koleksiyoner
 
Mesajlar: 690
Kayıt: Cmt Kas 04, 2006 9:03 pm
Konum: Rotterdam & Canakkale

Mesajgönderen msozer » Pzt Eyl 24, 2007 11:22 pm

Fatih bey'in yazdıklarına katılıyorum.Bir düşünce anca işte bu kadar açık ve net ve güzel ifade edilebilir.Ellerinize kollarınıza sağlık diyorum.

bazı şeyler söyledikçe hatırlanıyor çünkü o kadar hatalı tavırlar ve tarzlar varki.futbolcular lösemi derneklerine gider,yetim yurtlarına gider medya arkasında;sanatçılar yardım yapar medya arkasında.Cem yılmaz deyimiyle reklam kokan hareket bunlar.hatta daha ilgincini söyleyeyim,toplumda mutaassıp olarak bilinenlerin yardım yaptığını hiç görmeyiz.yardım yapmıyorlarmıdır yoksa gizlimi yapıyorlar bizim haberimiz olmuyor.sahi bizim haberimiz olmasına gerek yokki zaten.ibadetler ve yardımlar bir başkası için,bir başkası taktir etsin diye değil Allah rızası için yapılmalı çünkü.

hadi yinede bilmemne feneri yaptığı yardımları açıklayıp başkalarınıda heveslendiriyor ve istikrarlı şekilde yardım ediyor hiç olmazsa.en azından bir sefere mahsus ve reklam amaçlı yapılan ve bir daha yapılmayan yardımlar gibi değilde daha istikrarlı olması dolayısı ile hadi bir nebze su götürür fakat bana sorarsanız bilmemne fenerini devreye sokmaz ve kendim bulurum ihtiyaç sahibini.bulup bulmadığımı açıklamayacağım çünkü Fatih bey gibi düşünüyorum bu konuda.

bazende sanatçılar veya meşhurlaşmaya yüz tutmuş kişilerle röpörtaj yapılır;biz çok fakirdik abi,yiyecek ekmek bulamazdık falan sanki yürü kim tutar seni vaybe azim,sebat ve başarı öyküsü diyeceğiz sanki.Adam olda fakirlikten geldiysen çıktığın yerleri ve insanları tekmeleme,işte o zaman adam olursun burnun büyümez,taktir görürsün. ve çıkışın kadar düşüşünde hızlı olmaz.

neyse bayraklar,yardımlar,ermeniler,Osmanlı ve şudur budur derken tartışacak konu hiç bitmiyor ve büyülenmiş gibi tartışmaları takip etmekten olanın ve bitenin ardındaki manayı ve anlamı yakalayamıyoruz.evet kesinlikle siyaset siyasetçiye bırakılmalı ve benimde siyasetçi olmaya hiç niyetim yok.çünkü Hz.Ömer'in halifeliğini okudukça ve öğrendikçe sokaktaki aç yatan kedinin bile vebalinin yönetende olduğunu bildiğimiz için bizim işimiz olduğuna inanmıyorum.hem zaten doğruda olsa bazı şeyleri düzeltmek eğer yanlış varsa ve kanıksanmışsa dahada zor hal alacak ve çok tepki çekecektir.

burada hep kurbağa aklıma geliyor.sıcak suya kurbağayı atınca hemen zıplıyor ve kaçıyorda kurbağayı suyla beraber ısıtınca mayışıp harşlanıyor.bu yüzden sistemin ve siyasetçinin yanından içerisinden bakmak gerçeği görememeye yol açıyor.Osmanlıda bazı yanlışlar yapılmış azınlık hakları,kapütülasyonlar ve batılılaşma hareketleri derken batının doğrusu,ilmi ve fenni değil hep şaşaalı ve renkli yaşamları alınmış hep.ve bakıyorum çalışmak gerektiğine inanıyorum,üretmek gerektiğine inanıyorum fakat yine dönüp baktığımda kahveler dolu işsiz güçsüzler benden iyi yaşıyor ve benden çok para harcıyorlar.Ama baktığımızda ben onlardan zenginim ve bu bir tezat değil çünkü ben asalak yaşamıyorum.

hep şunu düşünmüşümdür.borç verip sonrada emir verdiler yıllarca.şunu yapmayacaksın,şunu ekmeyeceksin,bunu değiştireceksin diye.önemli olan yeraltından madenleri ve cevherleri çıkartmak ve satmakta değil,elindeki malı çatır çatır satıp elden çıkartmakta değil.yarın öbürgün satacak bir şey kalmadımı bağımsızlığın kalır bir tek.doğru olan yeraltından hammaddeni çıkartıp işleyerek satmak ve yurtdışından işlenmiş madde değil hammadde alıp onuda işleyerek satmaktır.işin doğrusu üretimdir ve ticarettir.yoksa kredi kartı gibi bir taraftan harcamayı bırakmazsan sata sata baş edemez birgün duvara toslarsın.

dönelim Türklük meselesine.yanlız burada anlayamadığım bu vatanın ekmeğini yiyip suyunu içen ve ihanet eden ve Türklüğe hakaret eden vatandaşlar haklarında soruşturma açılınca düşünce suçlarını falan hatırlayıp ceza alırsam bu ülkeyi terkederim değince bana tuhaf geliyor.sanki tehtit ediyorlar giderim diye;GİT istediğin yere GİT tutanmı var.bir müslüman ermeni veya hıristiyan cenazesinde biz ermeniyiz veya biz hıristiyanız dermi hiç.Evet zaten Fatih beyin dediği gibi türk bayrağı yoktu içlerinde zaten.

daha ilgincinide Cumhuriyet mitinglerinde yaşadık ve çok rahatsız ediciydi.hemde rahatsız edici olan düşüncesi ve niyeti her ne olursa olsun AYYILDIZLI HİLAL HER TÜRK'E AİTTİR.ve bir Türk'ün başka bir Türk'e sallaması hiç yakışık almazdı ve almadıda.Çünkü orada kinler,nefretler dile getirildi ve konuşmacılar açık ve aleni şekilde siyaset yaptılar.keşke taraflı olmasaydıda herkes katılsaydı.

neyse yazdıkça yazacak konu bitmez diyor burada nokta koyuyorum.
msozer
 

Mesajgönderen kaanuslu » Sal Eyl 25, 2007 8:11 am

Fazlasıyla FORUM konusu dışına çıktığından tartışmayı burada kesiyorum.
kaanuslu
Admin
Admin
 
Mesajlar: 1589
Kayıt: Pzt Oca 31, 2005 7:29 pm
Konum: İstanbul

Önceki

Dön Son 6 öncesi Padişahlar

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir

cron